
Bu yıl Kasım ayı benim için bambaşka bir yerde geçti.
Yoğun bakımla başlayan, hastane odalarıyla devam eden,
koridorlarda uzayıp giden
ve bekleme odalarının sessizliğinde durulan bir süreçti.
Günler takvime göre değil,
kapıların açılıp kapanmasına göre ilerledi.
Zaman bazen ağırlaştı, bazen büküldü;
kimi gün dakikalar bile taş gibiydi.
Bir süre yazamadım.
İnsan bazen hayatın ritmine yetişemiyor;
kelimeler geride kalıyor.
Kasım boyunca kelimelerden çok
beklemeyi, durmayı ve nefes almayı öğrendim.
Belki başka türlü mümkün değildi.
Şimdi, Kasım’ın son gününde
geriye dönüp baktığımda fark ediyorum:
O günlerde adı konmamış bir şeyler birikti içimde.
Zamanın genişlediği, kontrolün elimden kaydığı,
küçük bir ışık çizgisinin bile nefes aldırdığı anlar…
Kasım’ın içinden kalanları
Aralık boyunca buraya bırakacağım.
Belki yaşarken fark edemediğim şeyler
yazarken yerini bulur.
Ve belki bu satırlar, okuyan birinin de
sessiz ama anlamı büyük zamanlarına değer.