Sonuçtan Önce

Bir şey olur.

Bir yazı yayımlanır.
Bir proje biter.
Bir gün “başardım” dersin.

Olan şey görünürdür.
Tarihi vardır.
Zamanı bellidir.

Ama hiçbir şey o tarihte başlamaz.

Bir yazı yayımlandığında kimse daha önce yazılıp silinen cümleleri görmez.
Bir proje tamamlandığında yarım kalan taslaklar hatırlanmaz.
Bir “başardım” cümlesinin arkasında kaç “olmadı” vardır, sayılmaz.

Olan şey, öncesini sadeleştirir.
Geriye dönüp baktığımızda yol düz görünür.
Oysa o yol, defalarca sapılmış, terk edilmiş, yeniden başlanmıştır.

Bazen geriye dönüp baktığımda şaşırıyorum.
O kadar düz görünen bir çizginin içinde
ne kadar çok geri dönüş,
ne kadar çok vazgeçiş,
ne kadar çok yeniden başlama varmış.

Bir şeyi başarmak dediğimiz şey,
başaramadıklarımızın içinden geçerek gelir.
Bir şeyi öğrenmek dediğimiz şey,
uzun süre öğrenememeye katlanmanın sonucudur.

Ama biz sonucu görürüz.
Ve sonucu başlangıç sanırız.

Belki de hiçbir “oldu” birdenbire değildir.
Sadece yeterince denemeden sonra görünür hâle gelir.

Geride kalan denemeler kaybolmaz.
Sadece anlatının dışında kalır.

Bir şeyi başardığımızda,
o başarının içindeki bütün “olmadı”ları da onun parçası sayabilir miyiz?

Okudukların hoşuna gittiyse, abone ol ve devam edelim.

Yayınlayan

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

ronay erdinç

Merhaba, ben Ronay. Hayatın telaşında biraz durup soluklanmayı seviyorum. Yazmak, benim için hem kendime dönmenin hem de dünyayla bağ kurmanın bir yolu. Bu blogda bazen iç sesimi, bazen de hayatın küçük ayrıntılarını bulacaksınız.

Bir Cevap Yazın