
Telefon ekranını kaydırmaya başladığında hep daha yenisi, daha parlak olanı karşına çıkıyor. Daha hızlı telefonlar, daha göz alıcı kıyafetler, daha prestijli işler… Bir gün önce seni mutlu eden şey, ertesi gün yetersiz hissettiriyor. Sosyal medyanın gerçeği ne kadar gösterdiği tartışılır ama tüketim çağının dili hiç değişmiyor: “Daha iyisi var.”
Bu cümle o kadar çok tekrar ediliyor ki farkında olmadan içimize işliyor. Mutluluk, tatmin ya da başarı kendi deneyimimizden değil, başkalarının ölçülerinden tanımlanıyor. “Yaptığın yeterli değil” sesi, günün sonunda kendi iç sesimizi bastırıyor.
Mükemmel, ufuk çizgisi gibi: yaklaştıkça uzaklaşan bir yanılsama. Platon’un mağarasındaki gölgeler gibi… İnsanlar duvarda yansıyan şekilleri gerçek sanıyordu. Bugün o duvar, televizyon ekranlarımızda ve telefonlarımızın ışığında. Daha parlak başarılar, kusursuz evler, eksiksiz hayatlar gözümüzün önünden akıp gidiyor. Yaklaştığımızı sandığımızda elimizden kayıyor; çünkü onlar bize ait değil, yalnızca bize gösterilmek istenenler.
İçimizden çoğu kez şu düşünce geçiyor: “Benim hayatım böyle değil.” Ve bu düşüncede yalnız olmadığımızı bilmek hem rahatlatıcı hem de biraz acı verici. Çünkü aslında hepimiz, farklı biçimlerde aynı yetersizlik duygusuna maruz kalıyoruz.
Ben de uzun süre kendi gölgemin peşinden koştum. Yazılarım bana hep eksik geldi. Yayımladığım bir yazı beğeni alsa bile içimde “daha iyisi olmalıydı” hissi vardı. Oysa sorun yazının gücünde değildi; sorun, kıyasladığım ölçülerdeydi. Gözüm sürekli başkasının gölgesindeydi, kendi emeğim gözümde küçülüyordu.
Zamanla fark ettim: ilk adımı atmak, küçük adımları kutsamak bile tatmin edici. Bir yazının kusurları, bir işin mükemmel olmaması, aslında onun sahiciliği. Çağımız bize sürekli daha büyüğünü, daha iyisini, en kusursuzunu gösteriyor. Bu yüzden başlangıçlar çoğu zaman önemsiz sayılıyor. Ama başlangıçlar küçük olur; kırılgandır, eksiktir, sahicidir.
Eksik hissetmemizi isteyen ölçüler başkasına ait. Oyun onların. Ama bizim oyunumuz küçük adımlarımızda, sahiciliğimizde.
Gerçek, gölgenin arkasındaki ışıkta gizlidir. Kusurlarıyla var olan bir hayat, parlatılmış bir yalandan çok daha değerli değil midir sevgili okur?
Okudukların hoşuna gittiyse, abone ol ve devam edelim.