
Son zamanlarda her şeyi bu kadar net hatırlamak beni yoruyor. Kendime şu soruyu soruyorum bir süredir: “Unutma iznin var mı?” Sanırım yok. Çünkü kendime böyle bir izin tanımıyorum.
Peki neden? Belki de toplumun bana dayattığı bir şey bu. Hep hatırlamak yüceltiliyor: dersleri hatırla, işleri hatırla, geçmişi unutma. Hatırlamak başarıyla, sadakatle, sorumlulukla ilişkilendiriliyor. Oysa unutmak da en az hatırlamak kadar insana ait bir ihtiyaç.
Gündelik hayatta unutmak çoğu kez suçluluk kaynağı. Bir randevuyu, bir ismi, bir kelimeyi unuttuğumuzda hemen kendimizi suçluyoruz. Oysa belleğimiz sınırsız değil. Zihin, fazlalıkları silmeden yaşayamaz. Küçük unutkanlıklar aslında zihnin kendini koruma yöntemi.
Bazen kendimi her anı kaydetmek isterken buluyorum: fotoğraf çekmek, deftere not düşmek, hafızamda iz bırakmak… Sanki bir anı resmetmezsem yok olacak gibi geliyor. Belki de bu yüzden unutma iznini kendime vermiyorum. Çünkü unuttuğumda kaybetmiş gibi hissediyorum. Oysa unutmak kayıp değil; hafızanın yoluna devam etmesi için gerekli bir seçim.
Daha derin düzeydeyse unutmak, geçmişin ağırlığından kurtulmak demek.
Nietzsche der ki: “Unutma olmadan mutluluk da eylem de mümkün değildir.”
Belki de unutmak, silmek değil; özgürleşmektir. Hatırlamak bize kök verir ama unutmak adım atacak alan açar.
Çoğunlukla unutmayı bir silgi sanıyoruz. Oysa daha çok bir arşiv memuru gibidir. Bazı dosyaları öne koyar, bazılarını rafa kaldırır. Hiçbir şey tamamen kaybolmaz, sadece geri plana çekilir. Bir koku ya da şarkı, yıllar önce unuttuğumuzu sandığımızı birden geri getirebilir.
Unutmak aslında bir lüks ve bir hak. Kendimize tanımamız gereken bir hak. Çünkü sürekli hatırlamak yorucu. Her şeyi zihinde tutmak yaşamı ağırlaştırıyor. Unutmayı kendimize izin olarak verdiğimizde, zihin tatile çıkar. Yük hafifler, hafıza nefes alır.
Benim fark ettiğim şu: Kendime unutma lüksünü tanımadıkça hep eksiksiz, hep tetikte kalmaya çalışıyorum. Ama insan eksiksiz değil. Olmamalı da. Bazen unutmak, kendine şefkat göstermenin en basit yolu.
Peki ya sen, kendine hiç unutmak için izin verdin mi?
Okudukların hoşuna gittiyse, abone ol ve devam edelim.