
Bir mesaj geliyor.
Ne acil, ne önemli.
Sadece bir davet ya da “uzun zamandır görüşemedik” cümlesi.
Telefon elinde duruyorsun.
Eskiden bu an kısaydı; ya “olur” derdin ya da bir bahane bulurdun.
Şimdi başka bir şey oluyor.
Bahane aramıyorsun, programına bakmıyorsun.
Sadece şunu fark ediyorsun:
Evet demek içinden gelmiyor.
Bu sert bir reddediş değil.
Kırgınlık yok, öfke yok.
Belki yorgunluk bile değil.
Sadece bir boşluk var.
O boşluğu doldurmak için kendine bir gerekçe üretmek istemiyorsun.
Telefonu masaya bırakıyorsun.
Belki cevap vereceksin, belki vermeyeceksin.
Ama o an anlıyorsun ki bazı şeyler artık seni çağırmıyor.
Bunun mutlaka dramatik bir nedeni olmak zorunda değil.
Bu yazıyı yazarken de bir açıklama aramıyorum.
Sadece fark ediyorum:
Bazı şeyler artık içimden gelmiyor.
Eskiden “neden olmasın” dediğim şeylerde şimdi duruyorum.
Olmaz demiyorum ama evet de çıkmıyor.
İnsanlar bunu hemen bir yere bağlıyor:
yorgunluk, yaş, yoğunluk…
Belki hepsi vardır.
Ama bazen hiçbirine ihtiyacım yok.
İçimden gelmiyorsa, gelmiyor.
Bunu söylemek zor.
Çünkü ”içimden gelmiyor” demek genelde tek başına yeterli sayılmıyor.
Bir şeyleri istememek, heyecan duymamak, aynı hızda akmamak
hep bir açıklama gerektiriyor.
Oysa bazen açıklama yok.
Sadece bir durma var.
Hayat sürekli akan bir yer gibi anlatılıyor;
ilerlemek, cevap vermek, devam etmek…
Oysa bazen yapılan şey ne geri gitmek ne vazgeçmek.
Bazen sadece durmak.
Bir şeye karşı değilim, kırgın da sayılmam.
Ama çağırmıyor beni. Eskisi gibi değil.
Bunun adını bilmiyorum; soğumak değil, vazgeçmek de değil.
Belki yer değiştirmek, belki de yer açmak.
İçimden gelmeyen bir “evet” zamanla ağırlaşıyor.
Sanki başkasının cümlesini taşıyormuşum gibi.
O yüzden bazen duruyorum, bir daveti reddediyorum,
bir konuşmaya girmiyorum ve bunu açıklamıyorum.
İçimden gelmeyen şeyler beni eksiltmiyor.
Aksine, kendime biraz daha yaklaştırıyor.
Belki de içimden gelmemesi gereken şeyler vardır.
Bunu fark etmek için illa büyük bir neden gerekmez.
Bazen içimizden gelmemesi, yeterince güçlü bir işaret değil mi sevgili okur?